ETKİNLİKLER
Thumbnail image for http://izdim.org.tr/DesktopModules/FotoBuyutec/images/677/IMG_6398.JPG
Ege Balkan Sosyal İktisadi ve Akademik İşbirliği Derneği'(EBSİAD) ve İzmir Kültürlerarası Diyalog Derneği(İZDİM)'in birlikte düzenlemiş olduğu "Balkanlar'da Osmanlı Hoşgörüsü" konulu panel, İzmir Hilton Otel'de yapıldı. Programda konuşan Bosna Hersek Fahri Konsolosu Kemal Baysak, yurtdışındaki Türk okullarının, hiç kimsenin yapamadığını yaptığını söyledi. Okulların Türk milleti adına şeref madalyaları olduğunu belirten Baysak, “Ama şimdilerde birileri, elçiliklere yazılar gönderip, 'Bunlar zararlı okullar, kapattırın, geri gönderin.' diyorlar. 'Ülkenizden çıkarın atın.' diyorlar. Bunlar son derece yanlış hareketler. Orada onlar Türkiye’yi temsil ediyorlar. Bunların devam etmesi ve yaşaması lazım.” dedi. Moderatörlüğünü Gediz Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Zülfikar Bayraktar’ın yaptığı panelin katılımcıları, Süleyman Şah Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Fatih İyiyol ve İstanbul Üniversitesi'nden Doç. Dr. Bekir Günay oldu. Fatih'in Ahidname'si ve Balkanlar'daki Osmanlı hoşgörüsünün ele alındığı programda konuşan Yrd. Doç. Dr. İyiyol, “Türkler, Balkan coğrafyasında uzun bir zamandır etkin rol oynamışlardır. Balkan coğrafyasının birçok bölgesinde eski dönemlerden beri etkili olan Türkler, bu coğrafyaya kültürel anlamda zenginlik katmışlardır. Türklerin sözlü, yazılı ve maddi kültürleri, özellikle 13. yüzyıldan itibaren bu coğrafyayı etkisi altına almıştır.” dedi. Balkan topluluklarının kültürlerinin de Balkanlar'daki Türkleri etkilediğini, dil ve kültürlerinde zenginlik oluşturduğunu söyleyen İyiyol, Balkanlar'da birçok farklı milletin yaşadığını, birlikte huzurlu yaşayabilmenin de birbirini kabul etmekten geçtiğini belirterek, "O coğrafyalarda o farklılıkların birbirini kabul etmesi, barış içinde yaşamalarını sağlamıştır." şeklinde konuştu. Doç. Dr. Günay ise çağın en büyük hastalığının birlikte yaşamaya tahammül edememe, farklılıkları kabul edememe olduğunu söyledi. Hoşgörüsüzlüğün insanın ruhuna işlediği bu zamanda kine ve nefrete yenik düşülmemesi gerektiğini belirten Günay, “Barış anlarında ötekileri kaldırıp farklılıklara rağmen birlikte yaşamayı öğrenemezsek, birbirimizi boğazlayacağımız bir dünyaya davetiye çıkarmış oluruz.” dedi Programın sonunda konuşan Fahri Konsolosu Baysak da Fatih Sultan Mehmet’in, Ahitname'si ile o coğrafyada yaşayan insanlara emniyet içinde yaşama garantisi verdiğini söyledi. Balkanlar'daki milletlerin iç içe yaşamadan dolayı dillerinin de birbirine karıştığını aktaran Baysak, “Toplumlar birbirilerini o kadar benimseyip iç içe yaşamışlar ki herkes karşısındakini kendi dili gibi görüyor.” diye konuştu. Birlikte yaşama kültüründen bahsederken de Türk okullarından bahsetmekten kendini alamayacağını belirten Baysak, "Türkiye’de birileri zannediyor ki yurtdışında açılan Türk okullarında Fethullah Gülen Hocaefendi'nin müfredatı okutuluyor. Öyle zannediyorlar. Öyle bir şey yok. Oralarda açılan okullarda, tamamen o ülkelerin müfredatına göre hareket ediliyor. O okullar, Türkiye’nin şeref madalyaları. Bayrağımızı dalgalandıran okullar. Milyarlarca dolar para harcıyoruz, ataşelikler, temsilcilikler açıyoruz. Onları da küçümsemek istemiyorum ama onların milyarlarca dolara yapamadığını yapıyor bu okullar. O okullara çocuklarını yazdırabilmek için yarışıyor aileler adeta. Kırım’da Türk kolejine gittik, öğrencilerle tanıştık. Çoğu Rus talebeler. Türkçe konuşuyorlar, Türkçe düşünüyorlar ve bizim kültürümüz olan folklorumuzu oynuyorlar. İstiklâl Marşı'nın tamamını Türkçe söylüyorlar ama şimdilerde birileri, elçiliklere yazılar gönderip, 'Bunlar zararlı okullar, kapattırın, geri gönderin.' diyorlar. 'Ülkenizden çıkarın atın.' diyorlar. Bunlar son derece yanlış hareketler. Orada onlar Türkiye’yi temsil ediyorlar. Bunların devam etmesi ve yaşaması lazım.” diye konuştu.
Bosna Hersek Fahri Konsolosu Baysak: "Türk okulları şeref madalyalarımız"
Thumbnail image for http://izdim.org.tr/DesktopModules/FotoBuyutec/images/677/IMG_3431.JPG
Akademisyenler ‘Mefkure Yolculuğu’ kitabını müzakere etti
İzmir Kültürler Arası Diyalog Merkezi (İZDİM), Nil Yayınları ve Irmak TV işbirliğiyle “Mefkure Yolculuğu” adlı kitabın tanıtım programı düzenlendi. Moderatörlüğünü gazeteci-yazar Kerim Balcı’nın yaptığı programa İzmirlilerin ilgisi yoğundu.
Müzakerenin İslam kültürünün unutulan değerlerinden biri olduğunu belirten Kerim Balcı, “Muhterem Hocaefendi, bu değeri canlandırmak için yıllardır eserleriyle gayret sarf ediyor. Mefkure adlı eserin içerisinde onlarca konuya değiniyor ama müzakere ile alakalı olarak müzakereleri okumanın, ihlası elde etmede şart olduğunu söylüyor.” dedi. Kitapta Hocaefendi’nin nefs muhasebesini de ele aldığını ifade eden Balcı, şöyle devam etti: “Hocaefendi, insanın başına gelen en ufak bir sıkıntıyı bile kendi kendisini sorgulaması için bir fırsat olarak değerlendiriyor. Allah’ın huzurunda bulunmaya yakışmayan ne gibi bir harekette bulunduk da böyle bir sıkıntıya maruz kaldığımızı sorgulamamız gerektiğini vurguluyor.” “İmanın bize öğrettiği en önemli hususlardan birisi, Cenab–ı Hakk’ın huzurunda bulunduğumuzu, her daim O’nun huzurunda olduğumuzu hatırlamak.” diyen Fatih Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhit Mert ise insanın amellerinde de buna göre hareket etmesi gerektiğini söyledi. İslam’ın ve imanın da bunu gerektirdiğini ifade eden Prof. Mert, “Dinin esprilerinden birisi de, Cenab–ı Allah’ın huzurunda olma bilincinin müminin zihnine yerleştirmesi. İslam’ı bu çerçevede yaşadığımız zaman yememiz içmemiz, giyinmemiz, insanlarla olan münasebetlerimiz rastgele olmaz. Yaşantımız belli kurallar çerçevesinde olur. İhsan, aslında hayatımızın her cephesiyle alakalıdır.” diye konuştu. Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Said Karamanlı da muhasebe ve istiğfarın, hayatın üzerine oturduğu en temel duygulardan birisi olduğunu ifade etti. Karamanlı, insanın kötülüklere eğilimi olduğunu, tövbe, istiğfar ve duayla bunu önleyebileceğini söyledi. Muhasebe duygusuyla da kendisini sorguya çekebileceğini belirten Karamanlı, muhasebe ve istiğfarın Hocaefendi’nin de hayatının en önemli düsturlarından olduğunu aktardı. Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Savaş Genç ise süper egoyu öldürebilmenin en önemli unsurlarından birisinin, İslam’ın hac şartı olduğunu dile getirdi. Hocaefendi’nin bahsettiği konuları Batı kültürü ve felsefesiyle de karşılaştıran Genç, Batı’da kiliseye karşı durabilen ve onun hakimiyeti dışında ayakta durabilme yollarını arayabilen bir dindarlık düşüncesi olduğunu ifade etti.
Akademisyenler ‘Mefkure Yolculuğu’ kitabını müzakere etti
Thumbnail image for http://izdim.org.tr/DesktopModules/FotoBuyutec/images/677/hocaefendi-hasret.jpg
Hürriyetlerine kavuşan konsolosluk çalışanlarımıza, ailelerine ve diplomasi camiasına geçmiş olsun temennisinde bulanan Hocaefendi, kurtarma operayonu için 'cansiparane çalışan' devlet görevlilerine de teşekkür etti. Hocaefendi, "Başkonsolos Öztürk Yılmaz ve 45 vatandaşımızın ülkemize sağ salim dönmesi onları endişeyle bekleyen ailelerini ve bizleri sevince gark etti." ifadelerini kullandı. İşte Hocaefendi'nin mesajının tam metni: Üç ayı aşkın bir süredir rehin tutulan Başkonsolos Öztürk Yılmaz ve 45 vatandaşımızın ülkemize sağ salim dönmesi onları endişeyle bekleyen ailelerini ve bizleri sevince gark etti. Hürriyetlerine kavuşan konsolosluk çalışanlarımıza, ailelerine ve diplomasi camiamıza geçmiş olsun der, onların serbest kalması için cansiparane çalışan devlet görevlilerine şükranlarımı sunarım. Cenab-ı Allah bize, önümüze çıkacak badire ve tuzakları basiretle atlatma feraseti lutfetsin, benzer hadise ve sıkıntılardan muhafaza buyursun. M. Fethullah Gülen
Fethullah Gülen Hocaefendi, 101 gün IŞİD'in elinde rehin kalan konsolosluk çalışanlarımızın serbest kalması sebebiyle 'geçmiş olsun' mesajı yayınladı.
Thumbnail image for http://izdim.org.tr/DesktopModules/FotoBuyutec/images/677/DSC_0138.JPG
"Birleşen Gönüller" temalı programda, İzmir'deki siyaset, iş dünyası, medya, diplomatik misyon temsilcileri, farklı dinlerin temsilcileri, Alevi dernekleri ve kanaat önderleri sivil toplum kuruşları, meclis üyeleri, fikir ve sanat camiası mensupları tek çatı altında aynı masayı paylaştı.
"Birleşen Gönüller" temalı programda, İzmir'deki siyaset, iş dünyası, medya, diplomatik misyon temsilcileri, farklı dinlerin temsilcileri, Alevi dernekleri ve kanaat önderleri sivil toplum kuruşları, meclis üyeleri, fikir ve sanat camiası mensupları tek çatı altında aynı masayı paylaştı.
FAYDALI LİNKLER

GÖLGELER